Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) Ay’da donmuş halde önemli miktarda su bulunduğunu açıkladı. NASA yetkilisi de keşfin büyük bir önem taşıdığına işaret etti. NASA’nın Ay Kraterleri Gözlem ve Algılama Uydusu (LCROSS) misyonunun bilimsel sorumlusu Anthony Colaprete, düzenlediği basın toplantısında, ”Su bulduk hem de az değil, önemli miktarda” ifadesini kullandı. Continue Reading »
Kötü hava koşulları nedeniyle fırlatılması günlerdir ertelenen Discovery uzay mekiği bugün başarı ile fırlatıldı. Mekik giderken geceyi işte böyle aydınlattı…
Amerikan uzay mekiği Discovery, 13 günlük uzay yolculuğuna başladı. Aşağıdaki fotogalerinin ilk fotoğrafı NASA personelinden Ben Cooper’in görüntülediği bu ilginç görüntü Discovery’in uzaya fırlatışından hemen sonra çekildi. Continue Reading »
Avrupalı gök bilimciler, yörüngede dönmekte olan bir uydudan anormal enerji sinyalleri aldıklarını bildirdiler…
İngiliz Nature dergisinde araştırmalarını yayınlayan astronomlar, bu büyük enerji kütlesinin gizemli karanlık maddenin imzası olabileceğini düşündüklerini belirtirken, bu konuda daha fazla araştırma yapılmasının gerektiğinin altını çizdiler.
Roma Tor Vergata Üniversitesinden Piergiorgio Picozza başkanlığındaki ekip, PAMELA adı verilen Avrupa uydusunun Temmuz 2006 ve Şubat 2008 arasında gönderdiği verileri inceledi ve şimdiye dek görülmediği kadar fazla miktarda, elektronun karşılığı olan ve kozmik ışınlarda enerji spektrumunun büyük bölümünü oluşturan ’’pozitron’’ tespit etti.
Bazı bilim adamları bunun karanlık madde olduğunu, bazıları da diğer pozitron kaynaklarından gelen ışınları incelemek gerektiğini belirtti.
Pulsarların (düzenli ritimlerle uzaya radyo dalgaları gönderen nötron yıldızları) da önemli pozitron kaynağı olduğuna işaret eden bilim adamları makalelerinde, bu alanda daha fazla araştırmaya gerek bulunduğunu kaydettiler.
Evrendeki kütle, çekimsel enerjinin incelenmesi sonucu, var sayılan toplam enerji yoğunluğunun sadece yüzde 5 civarının doğrudan gözlemlenebilir maddelerden oluştuğu ifade edildi.
Yine bu toplamın yüzde 23’ünün de karanlık maddeden oluştuğu hesaplanırken, geriye kalan kısmın ise dengeli bir şekilde yayılmış olan karanlık enerjiden oluştuğu ve bunun da Evren’in genişlemesinin sorumlusu olduğu düşünülüyor.[1]
Uzay mekiği Discovery, Florida’daki Cape Canaveral üssünden fırlatıldı.
Fırlatılışı yakıt tankı valfındaki arıza yüzünden defalarca ertelenen uzay mekiği, Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) ile kenetlenecek.
7 kişilik mürettebatı bulunan mekik, UUİ için 4. ve son güneş paneli setini taşıyor.
36. uçuşunu yapan Discovery, ayrıca idrarı içme suyuna dönüştüren su arıtma sisteminin yeni parçalarını götürüyor.
Ertelemeler yüzünden Discovery’nin misyonu bir gün kısaltılırken, astronotların yapacağı uzay yürüyüşünün sayısı da 4′ten 3′e indirildi. Yörüngede 13 gün kalması planlanan Discovery’nin, UUİ’ye yeni mürettebatını götürecek Rus Soyuz uzay aracının fırlatılmasından önce UUİ’den dönmesi gerekiyor.
NASA tarafından gerçekleştirilecek olan 2009′un ilk uzay mekiği uçuşunun, en geç 17 Mart tarihine ertelendiği belirtildi.
Amerikan Havacılık ve Uzay Kurumu’ndan (NASA) yapılan açıklamada, Discovery uzay mekiğinin fırlatma işleminin, dış yakıt tankının doldurulması sırasında hidrojen kaçağı olduğunun farkedilmesi üzerine ertelendiği belirtildi.
100 tankerlik (2 bin ton) hidrojen-oksijen taşıyan yakıt tankları valflarında iki aydır süren sorunu giderilen Discovery, Cape Canaveral’dan 12 Mart gecesi TSİ 03.20′de fırlatılacaktı.
Fırlatıldıktan sonra Uluslararası Uzay İstasyonu ile kenetleneceği açıklanan mekiğin mürettebattı, uzay yürüyüşüne çıkmayı ve istasyonun güneş panelleriyle ilgili bir dizi çalışma yapmayı planlıyordu
ABD Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), 2009′un ilk uzay mekiği uçuşu için geri sayıma başladı.
Uzay mekiği Discovery’nin komutanı Lee Archambault ve beraberinde uzay yolculuğuna çıkacak olan 6 kişilik mürettebatı, dün Florida’daki Kennedy uzay merkezine geldi. Archambault, merkeze gelişinde yaptığı açıklamada, uzaya gitmeye hazır olduklarını söyledi.
Discovery’nin çarşamba günü yerel saatle 21.20′de (TSİ perşembe 03.20) Kennedy’den fırlatılması planlanıyor. Bugün son hazırlıkların gözden geçirileceği, şu ana kadar bir teknik sorun olmadığı belirtiliyor. Meteoroloji yetkilileri, çarşamba günü havanın mekiğin fırlatılması için yüzde 90 uygun olacağı tahmininde bulunuyor.
MÜRETTEBAT UZUY YÜRÜYÜŞÜNE ÇIKACAK
Discovery, fırlatıldıktan sonra Uluslararası Uzay İstasyonu ile kenetlenecek. Mekiğin mürettebattı, uzay yürüyüşüne çıkmayı ve istasyonun güneş panelleriyle ilgili bir dizi çalışma yapmayı planlıyor.
Archambault’un komutası altında uzaya gidecek olan Discovery ekibinde Dominic Antonelli, Japon Koichi Wakata, Steven Swanson, Richard Arnold, Joseph Acaba ve John Phillips bulunuyor. [1]
Organ, doku ve hücre nakillerini tek elde toplamak için düğmeye basan Türkiye, yıllık beş milyar dolar tasarruf sağlayacak. Mevcut ulusal organ nakli bilgi bankasına ek olarak, ulusal doku bilgi bankası ile ulusal kordon kanı bankası TÜRK-KÖK projesiyle 2009′da hayata geçirilecek.
En önemli hedef ise 40 bin böbrek hastasının diyaliz masrafları ile yüzde 90′ı çocuk olan 4 bin civarında kemik iliği hastasının sağlık giderlerini ortadan kaldırmak olacak. Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Sencar Tepe, “Sadece bir kemik iliği hastası için yurtdışındaki merkezlere bir milyon YTL harcayabiliyoruz. Uygun organ ve ilikler bulunamadığı için sürekli bu harcamalar yapılıyor. Uygulama hayata geçtiğinde Türkiye kendi nakillerinin yanı sıra yurtdışına da nakil verecek duruma gelecek.” açıklamasını yaptı. Türkiye’de şu anda kemik iliğinde donör sayısı 10 bini geçmiyor. Projeyle donör sayısı önce 300 bine, sonra da 1 milyona çıkarılacak. Ayrıca doğum yapan annelerin kordon kanları uygun şartlarda saklanacak. Bu bankaların tek çatı altında toplanmasının aynı zamanda AB uyum sürecinde 28. faslın kapanış kriteri olduğunu belirten Sencar Tepe, “Projeye organ nakillerini de katarsak, hem diyalizden kurtulmak hem de kanser hastalarının daha erken bir dönemde kemik iliği nakli olduğunu düşünürsek yıllık beş milyar dolar tasarruf sağlayacağız.” açıklamasını yaptı.
TÜRK-KÖK’ün merkezi Ankara Onkoloji Hastanesi’nin kolej binası olacak. 2009 itibarıyla buraya idari kadro atamaları yapılacak. İlk başta 10 milyon Euro kaynak aktarılacak merkez için AB fonlarından yararlanılacak. Daha sonra da bankaların oluşturulması için ‘doku tipleme laboratuvarların’ ihalesine çıkılacak. Bütün bunlar gerçekleştikten sonra Türkiye genelinde verici bulmak için ciddi bir kampanya başlatılacak. Bu noktada Kızılay’ın kan merkezleri ile doğum hastanelerinden yardım alınacak. İleride nakil gerektiren bir durum meydana geldiğinde bu bankalarda kayıtlı vericiler ile alıcılar bir araya getirilecek. Tüm masraflar TÜRK-KÖK tarafından karşılanacak. Tedavi Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Sencar Tepe, hedeflerinin yılda en az 50 bin yeni verici adayını bu bankaya ilave etmek olduğunu söyledi. Bunu 300 bine, daha sonra da bir milyona çıkarmak ise nihai hedef olarak gösteriliyor. Bütün bunlar gerçekleştikten sonra Türkiye sadece kendi hastaları için değil Asya, Afrika ve Ortadoğu’ya hizmet veren en büyük ‘doku bilgi bankası’ haline gelecek. Türkiye’de yaklaşık 40 bin diyaliz hastası var. Uygun böbrek bulunamadığı için bu hastalara yıllık 25 bin dolara yakın masraf yapılıyor. Tüm hastaları düşündüğünüzde bu rakam yıllık bir milyar doları buluyor. [#]
Güneş’e benzer yapıdaki üç yıldızın kaydedilelen seslerinin nabız atışına benzediği açıklandı.
Bilim adamları, Güneş’e benzer yapıda üç yıldızın seslerini kaydetti.
Fransa’nın Corot uzay teleskopu kullanılarak yapılan kayıtlar ve elde edilen bilgiler Science adlı dergide yayınlandı. Bilim adamları bu yöntem sayesinde ilk kez, 100 ışık yılı uzaklıktaki yıldızların doğasına ilişkin bilgilerin elde edildiğini belirtiyor.
Dikkatle dinlendiğinde bu sesler, düzenli bir nabız atışını andırıyor. Ayrıca yıldızlardan birinin sesinin diğerlerinden farklı olduğu dikkati çekiyor. Ses farklılığı, yıldızın yaşı, büyüklüğü ve kimyasal yapısına dayandırılıyor.
Yıldız sismolojisi adı verilen ses kayıt tekniği, uzay bilimcilerin giderek daha çok ilgilendikleri bir araştırma yöntemine dönüşüyor.
Zira fotoğraflar sadece yıldızların yüzeyine ilişkin bilgiler sunarken, ses kaydı yıldızların içinde nasıl bir yapı ve dönüşüm olduğuna ilişkin de bilgiler sunabiliyor.
Ancak bu hiç de kolay bir süreç değil. Londra’daki Queen Mary College’dan Profesör Ian Roxburgh bunu, “daha önce hiç görmediğiniz bir enstrümanın sesini duyup neye benzediğini tahmin etmeye çalışmak gibi” sözleriyle tanımlıyor. [Guncel.Net]