Tem 10 2010

2500 yıl önceki Anadolu kadınının yüzü

Yeni Zelandalı bilim insanları Kayseri’deki Kültepe höyüğünde geçen yıl bulunan 2 bin 500 yıllık bir kafatasını yeniden canlandırdı. Bir Anadolu köylü kadına ait olduğu belirlenen iskelet, Kültepe antik şehrindeki arkeolojik kazılarda bulundu. Anadolu Üniversitesi’nin davetiyle Kayseri’ye gelen Yeni Zelanda’daki Otago Üniversitesi profesörü George Dias’ın liderliğindeki ekip, iskeletin kemik ölçümlerini esas alarak matematiksel bir model oluşturdu.
Continue Reading »

No responses yet

Eyl 11 2009

Fosiller ve Evrim

Published by admin under Evrim dosyasi

evrimdosyasi

Ingiliz jeolog Adam Sedgewick, 1823 yılında Galler bölgesinde araştırma yaparken, fosilsiz tortul tabakaların üzerine tedricî değil, ani bir geçişle fosilli tortul tabakaların geldiğini belirledi. Bunların çökeldiği dönemi “Kambriyen”, alttaki tabakaların çökeldiği dönemi ise “Prekambriyen” (Kambriyen öncesi) olarak isimlendirdi.

Continue Reading »

No responses yet

Eyl 10 2009

darwin amca’ya Büyük Darbe

evrim-darwin

Arkeologlar Gürcistan’da, 1.8 milyon yıllık 5 kafatası buldu böylece insanın evrim tarihi büyük darbe aldı.

Böylece yüzlerce yıldır ders kitaplarında okutulan insanın evrim süreci de tarihin en büyük darbesini yedi.
Continue Reading »

2 responses so far

Ağu 24 2009

Evrimin Dayandığı Deliller

Published by admin under Evrim dosyasi

evrimdosyasi

“Bu ders kitapları, öğrencilere, homoloji hakkında devam eden tartışmayla ilgili hiçbir bilgi sunmamaktadırlar. Bunun yerine, homolojiyi ‘ortak ata’ olarak tanımlamanın ve sonra kısır döngüye girerek, ‘onun ortak atanın delili olduğunu savunmanın bilimsel olduğu’ yönünde bir izlenim vermektedirler. Bu kısır döngüsel düşünme biçimi, öğrencileri yarım yamalak ve eleştirel olmayan bir düşünme biçimine sevk etmektedir. Bu sadece bilimin değil, bütün toplumumuzun da bir sorunudur. Demokrasi, yanlış görüşleri fark edebilecek ve kendileri için fikir ileri sürebilecek iyi eğitimli vatandaşlara ihtiyaç duyar. Onun otorite konumundaki şahısların söylediklerini yutan uysal kitlelere ihtiyacı yoktur.” (John Wells).
Continue Reading »

No responses yet

Ağu 11 2009

Evrim Teorisi Hakkında Ünlü Dünüşürlerin Değerlendirmeleri

Published by admin under Evrim dosyasi

evrimdosyasi

Evrim Teorisi, özellikle son 150 yıldır, devamlı tartışma konusu yapılmış, leh ve aleyhinde pek çok şey söylenmiştir. Fakat son on-onbeş yıldır bu teoriye olan hücumlar ve ortaya konan deliller, söz konusu teorinin müdafaasını adetâ im kânsız hâle getirmiştir. Bu konu ile alâkalı bazı görüşlere bu rada kısaca temas etmeyi faydalı buluyoruz.
Birçok bilim adamı evrimi bir teori olarak değil, ispatlan mış bir kanun olarak benimser.

Meşhur bîr evrimci olan, California Üniversitesi Zooloji Profesörü, Rus asıllı genetikçi T, Dobzshansky şöyle der;
“Yeryüzünde Evrimin meydana gelmesi, gözlemle değil, tarihi hadiselerle tayin edilir.”2
Yine aynı üniversite profesörlerinden ve meşhur bir evrimci olan R. B. Goldschmidt, bununla ilgili olarak şu ifa deleri kullanır:
Continue Reading »

No responses yet

Ağu 08 2009

Evrim Terminolojisi [Dosya -2]

Published by admin under Evrim dosyasi

evrimdosyasi

Evrim; değişme, başkalaşma, farklılaşma, ilerleme ve evolüsyon gibi, aralarında değişik nüanslar bulunan pek çok kelime, tâbir ve deyim yerine kullanılmaktadır.

Tekâmül” manasında “evrim” kullanılıyorsa, bu manadaki evrim, teori değil, bir kanundur. Ay­nı şekilde, “evrim” terimiyle, tahavvül-ü zerrat, yani atom­ların hâl değiştirmesi kastediliyorsa, o da teori değil, bü­­tün kâinatta cereyan eden umumi bir kanundur.

Her bilim dalının kendine has ıslahat ve tabirleri olduğu gibi, evrimin de kendisine has terminolojisi vardır. Bu terminoloji üzerinde henüz tam ittifakın sağlanamamış olmasındandır ki, aynı mana ve mefhumlar, farklı kimseler tarafından değişik anlamlarda kullanılmaktadır. Bu tabirlerin tam oturmamış olmasını, evrim teorisinin yeniliğinden başka, ilimdeki gelişmeye paralel olarak, bu teoriye zamanla yapılan tali ilavelerle kazandığı farklı manalarda aramak gerekir. Bir de buna “dili Türkçeleştirme” adı altında pek çok tabir ve kelimenin atılarak, o manaların tek kelimeyle ifade edil­meye çalışıldığını eklerseniz, meselenin güçlüğü anlaşılır.
Continue Reading »

One response so far

Ağu 05 2009

Evrim Görüşünün Tarihi Gelişimi [Evrim Dosyası -1]

Published by admin under Evrim dosyasi

evrimdosyasi

“Her tarafımızı kuşatmış bu Evrim Teorisi neyi tahmin ediyor? ‘Rastgele mutasyon, seleksiyon katsayısı’ gibi bir avuç dolusu varsayım öne sürerek, zaman içinde gen frekanslarındaki değişiklikleri inceliyor. Bu büyük Evrim Teorisi’nin içeriği gerçekten bu mu?”
(G. L. Miklos).

Bugün dünyada yaşayan canlılar arasındaki akrabalığın derecesi ve sebebiyle geçmiş ve gelecekteki hadiselerin yorumunu yapan “evrim” dü­şüncesi, insanlık tarihi kadar eskidir.

Continue Reading »

No responses yet

Mar 13 2009

‘Darwin Yılı’nda Darwinizm çöküyor…

Published by admin under Teknobilim,Türkiye’de Bilim

Yazarı Mustafa Akyol bilimin Ateizmden çark edişini anlatıyor. İşte yazısı:

Doğa kanunlarının tasarımı
İçinde bulunduğumuz sene, İngiliz doğa bilimci Charles Darwin’in 200. doğum yılından hareketle, ‘Darwin Yılı’ ilan edilmiş durumda. Bu nedenle de onun geliştirdiği evrim teorisiyle her zamankinden daha sık karşılaşıyoruz. Bu teoriyi kendi dünya görüşlerini desteklemek için kullanan materyalistlerin de sesi yüksek çıkıyor. Peki ama bu ses ne kadar inandırıcı?

Önce doğru soruları sormak lazım. İlk soru, ‘Darwinizm geçerli bir teori mi, değil mi’ sorusudur ve uzun zamandır tartışılagelmektedir. Ancak daha da önemli olmasına rağmen çoğu kez atlanan bir başka soru daha vardır: ‘Darwinizm geçerli olsa ne olur? Bundan ne gibi bir felsefi sonuç çıkar?’

Ateistlerin çıkardığı sonuç malum: Canlılığın amaçlı bir ‘yaratılış’ ile değil, kör bir evrim süreci ile ortaya çıktığını söylüyorlar. Bu evrim sürecinin de iki temel dinamiği var: Bir, fiziksel, kimyasal ve biyolojik ‘doğa kanunları.’ Bir de bu kanunlar sınırında gelişen rastlantısal olaylar. Ateistler, bu ‘doğa kanunları + rastlantı = hayat’ formülünü kabul ettirdiklerinde, ‘yaratılış’ı da devreden çıkaracakları kanısında.

Oysa durum hiç öyle değil…

Bunu görmek için ‘doğa kanunları’na biraz yakından bakmak gerek. Bunların evrenin işleyişini düzene koyan sabit kurallar olduğunu biliyoruz. Örneğin su mutlaka 100 derecede kaynıyor. Attığımız taş, yerçekimi nedeniyle, mutlaka yere düşüyor. İyi ama bu kanunlar neden var? Ve dahası neden oldukları gibiler?

Evrim teorisi üzerinde kafa yoranlar bu soruyu uzun süre ihmal etmişlerdi. Konuyu ele alan ilk bilim adamı, aynı zamanda bir felsefeci olan Lawrence Joseph Henderson oldu. Henderson, 1913 yılında yayınlanan ‘The Fitness of the Environment’ (Doğanın Uygunluğu) adlı kitabında, Darwinizm’in temel bir unsuru olan ‘uygunluk’ kavramını doğaya adapte etti. Buna göre, başta su olmak üzere, yeryüzündeki ‘malzeme’, hayata imkan sağlamak için olabilecek en ideal yapıdaydı.

Yani, eğer evrim gerçekten dört milyar yıl sürmüş büyük bir gösteri ise, bunun ‘sahnesi’ çok iyi hazırlanmıştı.

Bu görüş, 1960′larda fizik alanında elde edilen yeni bulgularla güçlenmeye başladı. Tüm doğa kanunlarının temeli olan yerçekimini, nükleer kuvvetleri ve elektromanyetik kuvveti inceleyen fizikçiler, bunların şaşırtıcı derecede ‘iyi ayarlanmış’ olduğunu düşünmeye başladılar. Çünkü bunların değerlerinde en ufak bir farklılık olsa, üzerinde yaşamın yeşerebileceği Dünya gibi gezegenler hiçbir zaman var olmayacak, hatta maddeyi oluşturan elementler bile ortaya çıkmayacaktı.

1973 yılında Kopernik’in 500. doğum yıldönümü anısına düzenlenen büyük bir sempozyumda konuşan teorik fizikçi Brandon Carter, bu yaklaşımın adını da koydu: ‘Anthropic Principle’, yani ‘İnsani Prensip.’ Carter’e göre doğa kanunları, biz insanların içinde yaşayabileceği bir evrenin ortaya çıkması için özel olarak tasarlanmış gibiydi.

Bu ‘kozmik tasarım’dan Allah’ın varlığına varmak da pek çok kişi için zor olmadı. İngiliz düşünür Anthony Flew gibi kararlı ateistleri fikrinden caydıran, ‘yanıldım, Tanrı varmış’ dedirten de, modern fiziğin vardığı bu noktaydı.

Ateizmden çark eden bir başka Batılı düşünür olan Patrick Glynn ise, ‘Post-Seküler Dünyada İnanç ve Aklın Uzlaşısı’ altbaşlığını taşıyan ‘God: The Evidence’ adlı kitabında şöyle diyordu:

‘Yaşam, bir kör kaza olmak şöyle dursun, tüm evrenin ilk andan itibaren kendisine yöneldiği, kendisi için ayarlandığı ve düzenlendiği bir hedef gibi duruyor… Bu ise, bizi Tanrı’nın varlığı fikrinden uzaklaştıran değil, aksine ona yaklaştıran bir keşif. Bilim ve inanç arasında var olduğu kabul edilen gerilim, çoktan ortadan kalkmış durumda.’ [1]

One response so far